Karbonhidratlar

Karbonhidratlar, vücuda enerji sağlayan ve yiyeceklerimizde en çok bulunan besin öğesidirler. Bu nedenle günlük enerjinin önemli bölümü karbonhidratlardan sağlanmaktadır. Kasların karbonhidratları yağlardan % 4-5 oranında daha elverişli enerji kaynağı olarak kullandığı bilinmektedir.

Karbonhidratlar yapıları ve vücudun yararlanma duruma göre basit olarak şeker, nişasta ve selliloz olarak üç grupta incelenebilir. Şeker ve nişasta temel enerji kaynağıdır. Selliloz ise bitkilere desteklik görevi yapan, sindirim kanalında değişikliğe uğramayan yiyeceklerin sindirilmeyen kısımlarıdır. Bu nedenle dışkı ile atılır, fakat barsak hareketlerini artırarak barsakların düzenli çalışmasında rol oynarlar. Özellikle çiğ ve kabuğuyla yenen sebze ve meyveler ile kepekli tahıl ürünleri selliloz yönünden zengin yiyeceklerdir.

Şeker adı altında gruplandırılan karbonhidratlardan en çok kullanılanları glikoz, fruktoz, sakaroz, (çay şeker) ve laktoz (süt şekeri) dur.

Glikoz, insan vücudunda serbest halde kanda bulunur. Normal durumda kandaki oranı 100 mililitre kanda 70 – 90 mg civarındadır. En çok  bulunduğu yiyecekler üzüm ve üzümden yapılan yiyecek ve içeceklerle, baldır. Eczanelerde saf olarak satılmaktadır.

Fruktoz’a meyve şekeri adı da verilir. Meyvelerden üzüm, incir, dut pekmezi ve balda bulunmaktadır. Diğer meyvelerin tatlı tadı da glikoz ve fruktozdan gelir.

Glikoz ve fruktoza basit şekerler adı da verilmektedir. Sindirim kanalında hiçbir değişikliğe uğramazlar, doğrudan doğruya ince barsaklardan emilerek kana geçerler ve 15 dakika sonra kanda görülürler.

Sakaroz, en çok şeker pancarı ve şeker kamışında bulunur. Günlük olarak daima kullandığımız glikoz ve fruktozun birleşmesinden meydana gelen çay şekeri diye isimlendirdiğimiz karbonhidrattır.

Laktoz, (süt şekeri) insan ve memeli hayvanların sütünde bulunan glikoz ve galaktoz gibi basit şekerlerin birleşmesinden meydana gelen bir karbonhidrat türüdür.

Sakaroz ve laktoz ince barsaklarda enzimlerle yapısında bulunan iki basit şekere (glikoz, fruktoz ve galaktoz) parçalandıktan sonra emilir. Bu nedenle sakaroz glikoza oranla kan şekerini daha geç yükseltir.

Nişasta, birçok glikoz molekülünün birleşmesinden meydana gelmiştir. Birçok bitkinin tanelerinde, tohumlarında ve yumurtalarında depo edilmiş halde bulunan bir karbonhidrattır. Bitkilerin enerji deposudur. Sindirimi ağız ve barsaklarda olmak üzere kademeli olduğu için daha uzun sürer. Bağırsaklarda glikoza çevrilerek kullanılır.

Glikojen ise hayvan ve insan vücudunda bulunan bir karbonhidrat türüdür. Nişasta gibi birçok glikoz molekülünün birleş,iminden meydana gelmiş olup, insan ve hayvan vücudunun hemen kullanabileceği yedek enerji deposudur. En çok karaciğer ve adalelerde bulunur. Kuru mayada da bulunmaktadır.

Yapılan çalışmalar sonucu diyetin karbonhidrat miktarı fazlalaştıkça antrenman boyunca karbonhidrat kullanımının arttığı ve artan karbonhidrat kullanımına bağlı olarak da çalışma zamanının uzadığı ve yorulmaya başlama zamanının geciktiği saptanmıştır. O nedenle uzun süreli maraton koşusu, bisiklet sporu gibi dayanıklılık gerektiren sporlarda diyette enerji kaynağı olarak karbonhidratların artırılması önerilmiştir. Bu konuda yapılan bir çalışmada yağ ve proteinden zengin diyet olan sporcuların yorulmadan çalışabilme süreleri 59, normal diyet alan sporcuların 126, yüksek karbonhidratlı diyet alan sporcuların ise 189 dakika olarak bulunmuştur.

Ayrıca uzun süren yarışmalardan önce ve yarışma boyunca karbonhidrattan zengin sıvının (glikoz şurubu) alınmasının çalışma zamanını artırdığı, yorgunluğu azalttığı bilinmektedir. Glikoz şurubunun yarışma başlangıcında veya yarışmadan 20 – 30 dakika önce alınmasının kan glikoz düzeyini artırarak, çalışma yeteneğini olumlu yönde etkilediği sonucuna varılmıştır.

Özetle, ağır fiziksel çalışmalarda artan enerji harcamasının karşılanmasında karbonhidratlar önemli yer tutmaktadır. Karbonhidratların en çok bulunduğu yiyecekler; şeker, nişasta ( her ikisi de saf karbonhidrattır), şekerli yiyecekler (reçel, bal, pekmez, şekerlemeler, tatlılar, helvalar vs.), tahıllar ve ürünleri (ekmek, un, pirinç, makarna, şehriye..), kurubaklagiller (bakla, barbunya, kuru fasulye, nohut, mercimek, bezelye ve soya fasulyesi), bazı sebze (bezelye, patates.. vs.) ve meyveler (muz, incir, üzüm, şeftali, nar, karadut, böğürtlen, elma, kayısı …) dır. Şeker ve nişasta yerine karbonhidrat kaynağı olarak sebzeler, baklagiller ve tahılların tercih edilmesi, hem ekonomik hem de diğer besin maddeleri yönünden zengin olmaları nedeni ile tesviye edilmelidir.

Gereksinimden fazla alına karbonhidratlar yağa çevrilerek şişmanlamaya neden olduklarından, şişmanlamaya eğilimi olan kimseler nişasta, şeker ve tahıldan yapılan yiyecekleri fazla yememelidirler.

Karbonhidratlar diş çürümesi ile de ilgilidirler. Özellikle çocukların sık aralıklarla şeker yemeleri dişlerin kolay çürümesinde önemli bir etkendir. Dişe yapışan şekerler bakterilerin üremesine sebep olmaktadırlar. Diş üzerinde üreyen bakterilerin çıkardıkları asit dişin çürümesini kolaylaştırmaktadır.o nedenle şeker ve şekerli besinler yenildikten sonra ağız suyla çalkalanmalı veya dişler fırçalanmalıdır.

İlginizi Çekebilir

Zika Virüsü Nedir

Zika virüsü oldukça sinsi bir virüstür çünkü bu virüsü taşıyan insanların büyük çoğunluğu virüsü taşıdığını …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir